GüncelKültür Sanat

EDEBİYAT DURAĞI GEMİCİ’Yİ AĞIRLADI

Edebiyatın usta kalemlerini meraklılarıyla buluşturan “Edebiyat Durağı”,  bu kez yazar Mukadder Gemici’yi ağırladı. Söyleşide Gemici, yazarlık serüveni ve öyküye yöneliş nedenleri gibi merak edilen pek çok konuda soruları yanıtladı.

Esenler Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Edebiyat Durağı”nın bu ayki konuğu yazar Mukadder Gemici oldu. Meltem Ortakçı’nın moderatörlüğünde, Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleşen programda Gemici, yazarlık serüveni, öyküye yöneliş nedenleri, biçem tercihleri ve gelenekten beslenen anlatı anlayışı üzerine düşüncelerini paylaştı.

MUSTAFA KUTLU’NUN TEŞVİKİYLE BAŞLADIM

Gemici, radyo-televizyon mezunu olarak medya dünyasında geçen yıllarının ardından ilk kitabının yayımlanma sürecinin Mustafa Kutlu’nun teşvikiyle başladığını aktardı. Kutlu’nun “Hadi toparla artık dosyanı” sözü, Gemici’nin yazın hayatında bir eşik olarak anıldı. Söyleşide ayrıca Gemici’nin klasik öykü formuna yakın duran biçemi, güçlü gözlem yeteneği, karakter inşasındaki gerçekçiliği ve mekânı oluşturma konusundaki titizliği üzerinde duruldu. Modern ve postmodern öykünün biçimsel arayışlarıyla kendi durduğu yer arasındaki farkları değerlendirirken, “makbul sayılan biçimlerin” yazarı yönlendirmemesi gerektiğini, her yazarın kendi dilsel omurgasını korumasının önemini vurguladı.

ÖYKÜ İYİLEŞTİRME ÇABASI TAŞIMAZ

Programda Gemici, kadın öykücülüğüne dair tartışmalar ve karakterlerde “kadın sesi”nin duyulması meselesini de ele alarak “Bir metnin cinsiyetine değil taşıdığı sahiciliğe ve kurduğu dünyanın tutarlılığına bakmak gerekiyor.  Yazarın sesi, kendi hayat deneyiminden bağımsız olarak düşünülemez” diye konuştu. Gemici, öykülerine dair “sosyal meseleleri estetik bir zeminde anlatan, toplumsal ızdırapların tekrarlanmasına engel olmak isteyen bir tür” nitelendirmesi üzerine öykünün doğrudan bir iyileştirme çabası taşımadığını, ancak okurun kendisiyle ve toplumla yüzleşebilmesine aracılık eden bir alan açabileceğini de sözlerine ekledi.

Gemici ayrıca yazma rutininin belirli bir düzende olmadığını hatta kimi zaman ev işlerini tamamladıktan sonra yazmaya başladığını söyleyerek “Yazı, sabit bir saat disiplininden ziyade gündelik hayatın akışı içinde kendine yer açar” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir